celal yıldız uzaktan eğitim bodrum haber podoloji ankara katılım bankası kdv iadesi
aydin escort alanya escort
Ana Sayfa Sağlık 19 Ocak 2023 20 Görüntüleme

Horlama neden olur? Horlama nasıl geçer? Horlamaya ne iyi gelir?

HORLAMA NEDEN OLUR?

Horlama yaşam tarzına ilişkin belirli sorunlardan ciddi solunum yolu hastalıklarına kadar birçok nedenden kaynaklanabilir. Ağız ve sinüslerin anatomik yapısına ilişkin sorunlar, basit soğuk algınlıkları, fazla kilolar gibi birçok neden horlama ile ilişkili olduğu bilinen etkenler arasında yer alır.

Normal şartlarda ağzın üst kısmında yer alan damak, dil ve boğaz kasları gevşer. Yumuşayan bu dokular solunum yolunu kısmen veya tamamen tıkayacak gevşekliğe ulaşabilir.

İnsanlarda solunum yolu ne kadar darsa hava akışı da o kadar kuvvetli olur ve bu durum da dokularda oluşan titreşimi artırarak horlamaya yol açabilir. Dolayısıyla solunum yolunun anatomik yapısı, horlamayla en yakın ilişki içerisinde olan faktördür. Bunların haricinde diğer horlama nedenleri arasında ise şunlar yer alır:

-Aşırı kilo (obezite)

-Damak yapısına ilişkin sorunlar

-Uykusuzluk ve düzensiz uyku

-Sinüzit

-Kronik burun tıkanıklığı sorunu

-Sırt üstü yatış pozisyonunun tercih edilmesi

-Burun yapısına ilişkin sorunlar (septum deviasyonu, kemik eğriliği, geniz eti vb.)

-Boğaz ve dilde kas zayıflığı

-Mevsimsel alerjiler

-Burun polipleri.

HORLAMA BELİRTİLERİ NELERDİR?

Horlama, kendi başına bir belirti olarak görülür, fakat kimse sizi uyandırmadan kendi horlamanıza uyanıyorsanız bu en önemli belirtisidir.

Horlamanın bazı belirtileri şunlardır:

-Konsantrasyon bozukluğu

-Gün içinde yorgun hissetme

-Sabahları hissedilen boğaz ağrısı

-Çarpıntı

-Geceleri nefes nefese uyanma

-Kan basıncını veya kan şekerini kontrol etmekte zorlanma

-Sinirlilik gibi durumlardır.

-Uyumada zorluk çekme.

HORLAMA TEDAVİSİ

Fazla kilolar, solunum yollarının tıkanmasına neden olduğundan horlama sorununun başlıca nedenleri arasında yer alır. Bu nedenle kilolu bireyler mutlaka bir diyetisyen kontrolünde zayıflama diyetine başlayarak ideal vücut kütlelerine ulaşmalıdır. Bunun yanı sıra yatma vaktine yakın alkol alımından kaçınılmalı, yeterli ve düzenli uyku uyumaya özen gösterilmelidir.

Sinüzit, alerji veya yapısal bozukluk kaynaklı kronik burun tıkanıklığı söz konusu ise buna yönelik muayene ve tedavilere de hassasiyet gösterilmelidir.

Sırt üstü yatmak, yer çekiminin de etkisiyle solunum yollarını daralttığından yan yatış pozisyonu tercih edilmelidir.

Tıkayıcı uyku apnesi sorunu teşhis edilen hastalarda hava geçiş yolunun açık tutulması için bazı ağız aletlerinin kullanımı gerekli olabilir. Bu tür alet veya cihazların kullanımı gerekli görüldüğünde cihaz seçimi ve ağızla uyumluluk konusunda hastalar diş hekimlerine yönlendirilir.

Ağız içi aletler kullanan hastalar hekimleri tarafından önerilen aralıklar ile kontrol muayenesine gelmelidir. Ayrıca bu cihazların kullanımına bağlı olarak tükürük salgısında artış, ağız kuruluğu, çenede ağrı ve rahatsızlık gibi sorunlar da görülebilir.

Obstrüktif uyku apnesi bulunan hastaların bir kısmında sürekli pozitif hava yolu basıncı (CPAP) adlı maske uygulamasına ihtiyaç duyabilir. Bu tedavide uyku esnasında ağız ve buruna bir maske takılır. Maskenin bir ucunda yer alan pompa yardımıyla solunum yolunun uyku esnasında açık kalmasını sağlayacak şekilde hava basıncı oluşturulur.

Bu tedavi horlamada ve obstrüktif uyku apnesinde etkili bir tedavi sağlasa da çoğu hasta tedaviye uyumluluk sürecinde sorunlar yaşar. Uyku apnesi ile beraber görülen horlamanın tedavisinde son tedavi yöntemi ise cerrahi operasyonlardır.

Cerrahi operasyonların amacı genel olarak solunum yollarının tıkanmasını önleyici müdahalelerin yapılmasıdır.

Uvuloparatofaringoplasti (UPPP) adlı cerrahi tedavi tekniği ile genel anestezi altına alınan hastanın boğazında yer alan fazla dokuların gerdirilerek solunum kanalının genişletilmesi mümkündür.

Tedavi amaçlı tercih edilebilen maksillomandibular ilerleme (MMA) uygulamasında ise hava yolunun açılması için alt ve üst çene ileri doğru hareket ettirilir.

Damak, dil veya burunda bulunan yumuşak dokuların küçültülmesinde radyofrekans sinyallerinin kullanımı ile tedavi yapılabilir. Bu uygulama radyofrekans doku ablasyonu olarak adlandırılır.

Diğer bir tedavi yaklaşımı olan hipoglossal sinir stimülasyonunda ise dilin ileri yöndeki hareketini kontrol eden sinire bir uyarıcı uygulanır. Bu sayede uyku esnasında nefes alınırken dilin hava yolunu bloke etmesi önlenebilir.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com